"Davulcular
Giremez!"
Cem
Aksel ile İstanbul’dan Ankara’ya Caz
Denize doğru gitmek istiyorum. Kulağımda mp3 çalarımdan gelen ritimler beni şarkının içine çekiyor ve denize daha çok yaklaştırıyor. Beni deniz kokusuna bu kadar yaklaştıran "Denize doğru", "Adalar" ve daha birçok Bülent Ortaçgil şarkısı, Cem Aksel'in mükemmel ritim ve dokunuşlarıyla hayat buluyor, yıllardır.
Alçak gönüllü, kendini caz müzikte yetiştirmiş ve ona tutkuyla bağlı bir Ankaralı o.
Alçak gönüllü, kendini caz müzikte yetiştirmiş ve ona tutkuyla bağlı bir Ankaralı o.
Ankara’da Sibel Köse, Janusz Szprot ve Murat Ulus'la birlikte çalacağı Samm's Bistro'da, konser öncesi bir araya geliyoruz. Mevsimlerden bahar...
Müziğe olan ilgisi daha çok küçük
yaşlarda başlamış. "Ankara'da doğdum. İlkokul öncesinde evimizde
müzik dolabı, kırkbeşlik plaklar ve makara bantlar vardı. Müzik benim için
onlarla oyun şeklinde başladı aslında..." Henüz caz müzik değilmiş
dinledikleri... "Kırkbeşlik plaklardı, yetmişli yılların başındaki
müzikler... Dedem sanat müziğini çok severdi. Hatta zaman zaman gazinolara
müzik dinlemeye giderdi. En çok da Yaşar Özel'i severdi. O zamanki gazinolar
gerçekten müzik yapılan yerlerdi. Ben Zeki Müren'e bile gittiğimizi hatırlıyorum."
TRT Radyoda Erol Pekcan, Tuna Ötenel ve Selçuk
Sun’un programlarını dinleyerek başladı caza ilgim.
Caz müzikle ilgilenmeye başlaması
ise İstanbul günlerine rastlıyor. "Ben ilkokul son sınıftayken İstanbul'a,
Bostancı’ya yerleştik. Ortaokuldayken TRT'nin radyo caz programlarını
dinleyerek cazla ilgilenmeye başladım. Erol Pekcan ve Tuna Ötenel'in programı vardı.
Selçuk Sun'un haftada bir "Caz Sanatı" adında bir programı olurdu.
Onları devamlı dinlerdim ve bir de makara banta kaydederdim. Tekrar tekrar
dinlerdim. Sevdiğim programları saklar, sevmediklerimi silerdim. Böyle başladı
caza olan merakım..."
Baterist mi, Davulcu mu?
Davulla ilgili konuşmaya başlamadan
önce, yanlış bir tabir kullanmak istemediğim için 'davulcu' demek doğru mudur
diye soruyorum. "‘Baterist’ Fransızca kökenli bir kelime. Ben de
‘davulcu’ diyorum. Sonuçta davul çalıyorum. Hatta bununla ilgili bir anımı
anlatayım: Bir gün içkiliyim, eve girmeye çalışıyorum İstanbul'da. Kapıyı açacağım,
apartmanın girişinde bir yazı: "Davulcular giremez" diye. Dedim,
"Herhalde komşular benimle dalga geçiyor!". Ancak, sabah uyandığımda
anladım, ramazan davulcularından bahsettiklerini. Üstüme alınmışım!"
Janusz Szprot, Sibel Köse, Murat Ulus, Cem Aksel
Fotoğraf: Z.Ö.Yılmaz
|
"Emin Fındıkoğlu'ndan çok şey öğrendim."
Müzik eğitimi almadan, bu kadar
iyi bir seviyeye gelebilmesini İstanbul günlerine bağlıyor. "Benim
lise dönemlerimde Bostancı çok faal bir yerdi. Turgayın Tavernası Derya vardı.
Çok iyi müzisyenler çalardı orada. Çoğu konservatuarlı birçok müzisyen oraya
takılmaya gelirdi. Adı 'Taverna'ydı ama ilk sette mutlaka caz çalarlardı. Dolayısıyla
oradan birçok şey öğrendik, birçok insanla tanışma fırsatımız oldu. Onlarla
birlikte provalar yapa yapa kendimizi geliştirmeye çabaladık. Mesela Erdem
Sökmen orada çalardı. Türkiye'nin en büyük gitarcılarından biridir.
Onunla vakit geçirerek çok şey öğrendik. 1984-85 yıllarımda Emin Fındıkoğlu ile
çalışma fırsatım oldu. Zaten onunla çalışmak benim için farklı bir boyuta
geçmek gibi oldu. Çünkü tam anlamlıyla bir usta çırak ilişkisi vardı. Kimi
zaman, özellikle de sahnede oldukça sert davranırdı. Ondan çok şey öğrendim bu
zaman içinde."
Bülent Ortaçgil , Cem Aksel , Gürol Ağırbaş
Fotoğraf: Z.Ö.Yılmaz
|
“Ortaçgil Kalamışlı, biz Bostancılı....”
Cem Aksel’le, Bülent
Ortaçgil’den konuşmadan olmaz. Şu anki değişmez ekibin en eski üyesinin
Aksel olduğunu biliyorum. Ama nasıl tanıştılar acaba? "Ortaçgil Kalamışlı.
Biz de Bostancılıydık. Erkan Oğur da Kalamışlı ve Ortaçgil'in
çocukluk arkadaşı Tahsin Endersoy'un bir müştemilatı vardı Kuyubaşı'nda.
Biz daha önce Bostancı ekibi, İlkin Deniz vs. orada prova yapardık. Erkan Ağabey
de oraya gelirdi. Semtler birbirine karışmaya başlamıştı. Bostancı, Kalamış,
Kadıköy... Her yerden insan gelirdi prova yapmaya. Fahir Atakoğlu bile gelirdi.
Ortaçgil, ilk zamanlar daha çok tek gitarla, küçük yerlerde çalışıyordu. Zaten
Kimya Mühendisi olduğu için o işini de beraberinde yürütüyordu. Kimya
Mühendisliğini tamamen bıraktıktan sonra, büyük bir grup kurmak isteyince Erkan
Ağabey ön ayak oldu bizim birlikte çalışmaya başlamamıza."
Okay Temiz elbette!
Her müzisyenin beğendiği ya da
örnek aldığı duayenleri vardır elbette. Onun için de bu isimlerden biri, ritim
ustası Okay Temiz elbette. "Türkiye'de beni Okay Temiz çok
etkilemiştir. Çünkü benim cazla ilgilenmeye başladığım 13-14 yaşlarımda Okay
Temiz çok faaldi. Değişik kadrolarla senede 3-4 kere konser verirdi. Ve ben
hepsine giderdim. Televizyonda da Erol Pekcan ve Tuna
Ötenel beni çok etkilemiştir. Onlar da her Pazar TRT'de uzun bir
program yaparlardı ve orkestra ile canlı çalarlardı."
![]() |
| Tuna Ötenel Beşlisi & Sibel Köse - 7. Ankara Caz Festivali - 2003 Tuna Ötenel, Sibel Köse, Kürşat And, İmer Demirer, Cem Aksel, Hakan Çimenot |
Bu isimlerden Tuna Ötenel'le
birçok kez çalışma imkanı bulmuş Aksel. "Tuna Ağabey ile tanışmamız,
seksenli yılların sonlarında oldu. Sonrasında İstanbul'da Emin Fındıkoğlu
ile çalışırken, Tuna Ağabey de gelirdi. Ya da onlar bir yerde çaldıklarında biz
onları dinlemeye giderdik. İstanbul'a ne zaman gelse, Tuna Ağabey’le bir şekilde
görüşme ya da çalışma fırsatı buluyorduk. Ondan da çok şey öğrendim."
Ankara’da Sevgi Var!
Birçok müzisyenin tersine, İstanbul'da
yetişip, profesyonel olduktan çok sonra, iki yıl önce Ankara'ya yerleşmiş
Aksel. Kuşkusuz bu kararda eşi Sevgi Can Yağcı Aksel'in payı büyük. O hayatında
olmasaydı böyle bir karar alması çok zor olurdu; şu anki temposuna bakılırsa.
Ama Sevgi'yi tanıyınca bu karara hiç şaşırmıyor insan. "Ankara'da
akrabalarım hep vardı, o yüzden devamlı gelip gidiyordum. Ama iki sene önce
evlendim ve eşim Ankaralı. İki senedir ben de Ankara'dayım dolayısıyla. İstanbul’da
da evimiz var ama merkez Ankara. Ben severim Ankara’yı. Zaten çocukluğumun
geçtiği semtte oturuyoruz. Her şey tanıdık benim için. Beni şu an zorlayan tek şey
sık sık yaptığım yolculuklar. Bazen öyle oluyor ki, bir gün burada, bir gün İstanbul'da,
sonraki gün yine burada oluyorum. Tabi ki çok yorucu bir durum benim
için..."
Ankara’da çalmaya çalışıyoruz!
Eskisine kıyasla son yıllarda
Ankara'nın sosyal hayatı için neler düşünüyor merak ediyorum. "Yetmişli yıllarda
Ankara'nın sosyal hayatı çok daha renkliydi tabi ki. Ama tabi o zaman genç olduğum
için her işi kovalıyordum, her yere gidiyordum. Daha farkındaydım
ortamda neler olduğunun. Şu anda çalıştığım yerler dışında çok dışarı çıkmadığım
için, o zamanki kadar bilmiyorum doğrusu. Duyduğum bazı yerler var; güzel müzik
yapılan. Cermodern, Pasaj, Cafe Bien örneğin. Geçenlerde Cafe Bien'e
gidebildim, Hacettepe Caz Bölümü'nden çocuklar çalıyordu ve gayet iyiydiler.
Bizse Hayal Kahvesi'nde Meltem Ege ile ayda bir çalıyoruz.
Tabi orası gibi mekanlarda caz çalmak zor bir iş. Ama işletmecileri iyi
çocuklar ve birlikte kotarmaya çalışıyoruz."
"Bu şehirde bir müzisyenin yaşaması mümkün değil."
Gerek İstanbul’da, (bunun bir
yansıması olarak) gerek Ankara'da caz müzikte kıpırdanma var gibi. Cem Aksel de
kısmen benimle aynı fikirde..."İstanbul'da var tabi ki. Ankara’da,
hangi müziği çalarsa çalsın, bir müzisyenin yaşaması mümkün değil. Ama İstanbul'da
çok fazla semt, dolayısıyla da çok fazla mekan var. Sadece Beyoğlu'nda 2500'e
yakın bar var ve birçoğunda canlı müzik var. Bundan dolayı Ankara'daki birçok
müzisyen de yaşamak için İstanbul'a gitmek zorunda kalıyor. Bir tek ben tam
tersi bir durumda oldum sanırım." diyor gülerek. "Ama
Ankara’nın dinleyicisi çok iyi. Sadece caz çalınan bir mekan açılabilir. İlle
caz kulübü olması şart da değil. Ama iyi müzik çalınan bir yerin yaşayabileceğini
düşünüyorum. Çok büyük bir mekana ihtiyaç da yok. Mekan işletmecilerinin bu
konuya el atmaları gerektiğini düşünüyorum. Bence çok iyi bir fikir!"
Ankara’da bir caz kulübü! Neden olmasın?
İstanbul'daki Nardis Caz
Kulübü’ne benzer bir mekan, neden Ankara'da olmasın? Cem Aksel de benimle aynı
fikirde. Sadece iyi bir işletmeci olması yeterli. Ankara'da o mekanı
doldurabilecek dinleyici kitlesi seneler öncesinin geleneğinden geliyor aslında.
Böylece işletmecilere çağrı yapmış olalım, söyleşinin sonunda.
Şimdi izninizle kendimi Cem
Aksel'in mükemmel ritimleri ile birlikte caz müziğin sularına bırakıyorum.
Davulunun sesini, Ankara'da yeni mekanlarda ve daha sık dinlemek dileğiyle…
SOLFASOL Ankara'nın Gayrıresmi Gazetesi
Ağustos 2013-Sayı 28



Yorumlar
Yorum Gönder